Lütfen kayıt ettiğiniz şiirlerin SONUNA şair isimlerini yazınız. Şair ismi eklenmemiş kayıtlar onaylanmayacaktır.


Şiir Platformuna Yaz


Mehmet Çetin Tarih: 27.05.2010 / 05:54 / 1346

Son tövbekar

o zaman demişti sahların şahı sultan süleyman,
ağu kusacak zerre-i miktar bu topraklara,
hain olan,
siz bilmez misiniz diye de kükredi;
bu frenk kanı değil öz atanın kanı,
kimdir diye fırladı büyük oğul fazıl,
kimdir ulu hakanı,
bu hiddete eden ram
sarayın tüm şamdanları titredi,
Şimdi ne fazıl var, ne fazileti ikram
haram topraklardan
son tövbekar makam-ı şuaraya gitmedi
bağdat”ta dram,
Şam kalasında üç müzevir,
babilin asma bahçelerinden kalansa çok cüzi,
kimse o ilahi çağrıya gitmedi,
Şimdi oturup kanlı yaş döksün bin mecusi,
nemrutlar İbrahim diyormuş kanlı avurtlarıyla İbrahim,
hasan hüseyin hala susuz,
son tövbekar olmaya
sasaniler”den bu yana kim talip,
o ışıltılı bağdat”ın yağız atlıları,
nerde masalların sultanı,
hangi yanlışına ağlamaktadır ben-i muttalip,
doğmamış hükümdarların anaları şimdi yer ile yeksan
bahtiyar mısın ey cebbar,
afgan çöllerinde kahredilen
ve katledilen ceylan gözlü kızlar,
saçları çöl rüzgarların da uçuşan cansız ceylan gözlü kadınlar,
isfahan”ın tozlu yollarında keçi sürülerine karışıp giden beş atlı acem,
aylar sonra ulaştığında osmanlı sarayına,
bir daha ne gören oldu ne bilen pek,
ta ki, sultan cem,
yedikule zindanlarında boğulana dek,
beş atlı ısfahan”a vardıklarında ne yer bulacaklardı ne de yurt bir daha,
ah bu toprakların kötü kaderi,
nice krallara mezar, nice hükümdarlar pis bir celladın tekmesine maruz,
altın işlemeli libaslara bürülü ipek tenli yosmalar,
ey kudüs köhnesinde ki demirci
eğer su vermiş olsaydın o mıha,
kanar mıydı hiç avuçları İsa gerilirken çarmıha,
firuze rengiydi o zamanlar gök,
Şimdi sözüm,
yavuz”un atına musallat sineği kutsayan mısırlı keşişe
ey firavunun askerleri hani nerdesiniz,

güneş batımlarını camlarına hapseden ey saltanat ehli,
haram karınlı ey harem kadınları,
ey beşik kertmelerinin azatsız azadeleri,
on dördünde fahişe,
on sekizinde beş çocuklu, çocuk analar,
sonunda yaramayınca bir işe
alınları mühürlenip
yılan oynatıcılara satılan çocuk analar
mihracenin gözdesiydi saraydan
okyanus korsanına kaçan,
pala ile kesilmiş
gövdeleri köpek balıklarına atılıp
başları iki ayrı gemin mendireğine asıldığında,
seylan günbatımlarında
firuze renkli gök kızıl kaldı o gün bu gün,
Şavk-ı, şavk-ı ta sina”ya vurur.
.
ey firavunlara diz çöktüren musa,
kaç hamile kadın oklandı
nil sularına atıldı kaç loğusa,
o piramitler ki kötülüğün akıl almaz anıtı
kaidelerinden şimdi kan sızıyormuş
kenan ellerinde ki
bu vahşet
bunca günahların
artan bakiyesidir
kim hükümdar,
kim sefil
hz. yusuf”un rüyasında ki
kral”ı hangi haram karınlı ana doğurdu
hani nerde,
alp dağlarına çıkartılan o yaşlı fil,
ey annibal”in hayalinde ki roma,
ey iki yakasını fatih”e kaptıran bizans,
aydos eteklerinde ki meyhaneci tudor”un kızı,
güzeller güzeli melina
sana emanet edilen
bu dünya sırrını
söyle,
nereye sakladın.


mehmet çetin sürgünde
erenköy



Aydin Kİzİr Tarih: 03.05.2010 / 12:18 / 1345

Solana kadar

hayalinle dolaştım,karanlık gecelerde
türkü,şarkı söyledim,hasret var dizelerde
dilim kendinden geçmiş,sevdalı hecelerde
boş kalbime seni koydum, dolana kadar

sayende harap oldu,benim gençlik çağlarım
yokluğuna dayanmaz,kurur yeşil bağlarım
mutluluk serap oldu,gece gündüz ağlarım
gözlerim kan çanağı,olana kadar

diken gülle dolaşık,kokuna oldum aşık
sözüm dinle sevdiğim,elalemler barışık
ben böyle istemezdim,aklım ettin karışık
Çiçeklerden gül oldum,solana kadar

aydın kizir




Gülay Aruç Tarih: 04.05.2010 / 19:48 / 1344


gece oldu
önce günün beti benzi soldu
gözlerin, dudakların çizgileri yavaşça kayboldu
sonra ayaklar çekildi, eller buz gibi soğudu
işte dedim gece oldu
gece oldu.

sayısız genleri çoğalttı, gecelerin soyu
yine de kimseler bulamadı, sonsuzluğun yolunu
aydınlıkla karanlığın buluştuğu o ıssız koyu
kitaplarda okudu durdu İnsanoğlu
işte dedim gece oldu
gece oldu.

bütün gün çarpan yürekler, bitap düştü yoruldu
önce güneşe saplandı, karanlığın zehirli oku
hayatın cıvıltıları, gecenin çıplak dallarına kondu
sonra yalnızlığına sımsıkı sarılıp uyudu
işte dedim gene oldu
gece oldu.

gülay aruç.
*kalabalıkların arasındaki yalnızlara.




Muhammet Tarih: 07.05.2010 / 21:24 / 1343

Ellerİn nerde

Özledim seni en az dunyalar kadar
acıyor içim ellerin nerde
gözyaşlarım oldu denizler kadar
kanıyor içim gözlerin nerde

yoksun yanımda uzak ellerdesin
sakın unuttum sanma hep içimdesin
hasretimi dökeceğim sonsuza kadar…. ama !
benı seve n o yüreğin nerde

yağmur yağıyor şimşek eşlik ediyor ona
onlar bile aşık olmuş senin aşkın nerde
Özlemeye dayanmaz oldu bu yüreğim
beni gömeceğin kara toprağın nerde

Öldurdun işte sonda hasretin ile
arkandam acıyıp da ağlayacak gözlerin nerde
acı verecek benden sonraki hayatın
mutlu olacak o yüreğin nerde…..

………….poet. arlak ………….


Ersin Tarih: 08.05.2010 / 19:38 / 1342

ÇaĞin geldİ


karmaşığım, su gibi, bulanığım
bana dünyalardan dünya geldi bak
benim koca yüreğim hınca hınç doldu
Çok uzak yoldan çağın geldi bak

İçim kıpır kıpır mevsim bahar ya
mayıs bana dallardan, müjde verdi bak
bir ömrün özlemini bugün bitirdi
bana göklerden çağın geldi bak

Çok dua etmiştim yüce allah’a
yaradan bana bir çağın verdi bak
doluyum, meyveli şenlenmiş dalım
kollarıma meyvem çağın geldi bak

kokusuna, bakışına kurban olduğum
gökte ararken yerde bulduğum
bahar yağmurlarından isim sorduğum
Şimşeklerle, yıldırımla çağın geldi bak

bir rüzgar geldi dağlar ardından
yüzüme değdi iki yanımdan
bırakıp armağanı gitti usuldan
baktım ki kollarıma çağın düştü bak

tükendi yıllardır süren hasretim
ellerim semadan bugün indi bak
Üç cemre havaya, suya, toprağa
benimse gönlüme çağın düştü bak

ersin Çabuk 03 mayıs 2010
saat 23:00






Nebi KiliÇkaya Tarih: 08.05.2010 / 23:40 / 1341

.....zambaklar solsun

kınalar mı yaktın...gidiyorsun ha?!
söyle; çıkar mıyım,sensiz sabaha?
bastığın yerlerde, duramam daha;

hadi git sevgilim,uğurlar olsun...
aldırma; bozkırda,zambaklar solsun.

gelinliğini giy,benden habersiz.
giderken bırakma,ne resim, ne iz.
düğün kartlarına,kırık bir kalp çiz.

hadi git sevgilim,uğurlar olsun...
aldırma; bozkırda,zambaklar solsun.

elini tutarken,eşinin o an;
beni hatırlama...bil ki öldüm san.
korkma;sela mı da,olmaz ki duyan.

hadi git sevgilim,uğurlar olsun...
aldırma; bozkırda,zambaklar solsun.

sana verdiğimi,salonda bırak.
ben;ayrılığa olmuşum çırak.
bundan gayrı gözüm,kalmaz ya kurak;


hadi git sevgilim,uğurlar olsun...
aldırma; bozkırda,zambaklar solsun.

İmzayı atarken,kalem i de kır.
sorarlar,söyleme,anlatılmaz sır.
beni merak etme, ne de el e sor.

hadi git sevgilim,uğurlar olsun...
aldırma; bozkırda,zambaklar solsun.

seherde bir serçe çırpındığında,
kalbin şöyle mahsun,çarpındığında,
bir dilenci görsen,birden kapında,
.......deli gibi seven,nebi’ yi an da;

allah mesut etsin...hane n gül dolsun,
aldırma...bozkırda...zambaklar solsun.

nebi kılıçkaya
07/05/2010...cuma
01:50...sivas.


Sayfalar
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 »»

Şiir Platformuna Yaz