Yazı Platformuna Yaz


Atiye Danış Tarih: 17.03.2010 / 03:00 / 129

d/ÜŞÜyorum...

-eğer ki sevgili bütün bu olup bitenleri yok sayabilseydim, aşkı ,sevdayı, acıyı, mutluluğu kısacası yaşanmışlıklar adına ne varsa hepsini sayfaların açılmayanına gizleyebilseydim, hele ki aşkına ev sahipliğinde kusur bile etmemişken; Öyle vedasız gitmelerinden, merhamet bile etmeksizin terki diyarından bir daha asla vefa beklemem.
—yüreğimin yarasından henüz sıyrılabilmeyi denemekte iken, acı an be an diken gibi bedenimi işgalde tereddütsüz mihman iken, dahası dibe vurmuş bir ayrılıktan kopup, yeniden yani o ilk baştan, ne varsa her şeye çizgi çekip, sana geri gelirsem bir daha katiyen dönemem.
—demem o ki sevgili iyi düşün bu daveti. Çünkü sonrasında, paul garaldy’in dediği gibi eski alışkanlıklarımız yeniden başlar. ben sana yeniden kalbi üryan tutulurum. yeniden yağmurdan kaçarken, sen akşamların, sen günlerin, sen acıların, sevmelerin dolusuna yakalanırım. sırılsıklam olurum tükenir beklemelerim yar.
-sürgün yemiş dallarından kopan güller gibi dizlerinin dibine yığılırım, öbek misali. kendimi tanıyorum sevgili, konu sen olunca; denizler biter ufkumda, yelkenleri salarım hiç olmadık bir çay boyuna. varsın güneş doğmasın, gün ışımasın, mah gökler de kürdilihicazkâr’a karışsın ve ben başım düşmüş omzuna. Şömine de hararet iki kişilik, şarap kan renginde tam bizlik...
saçlarım parmaklarının arasında, yeşil yosun bakışlarım o cabbar mavisi ile buluşur. sonra her şey dün gibi.offf yapamam.
-nasıl da saçmalıyorum yine, oysa bitmişi, bitmiş saymak var sevgili...
-dünleri yaşanmadı kabul etmek imkânsız, an be an hala ben ve sen, bir de külleri avuçlarımız da saklı nice hatıra. hepsi hüzzam.
-yarım kalan dönüşlere isyan olsa da şarkılarımda yalnız seni hatırlamakla geçsin ömrüm. gel deme ne olursun.
-dallarından birer, birer kopmuş gülleri sersem de vuslatsız yollarına haydi topla geliyorum aşkım deme. gelme ne olursun.
-bırak unutkanlıklarıma bir yeni sayfa açayım adı sen,adı ziyan yıllar...
-her satırı yaşandı ve bitti ..
.....o halde düşme ardıma, çıkma can çıkma yoluma. mamafih kalırsam her geçen gün, saat, sana daha da alışmaktan korkarım. tıpkı eskiden olduğu gibi yalnız seninle koynunda uyumak, sıcaklığında sabahlamak isterim. kalırsam ola ki sonrası yıllar da çek git dersin, zaman gelir sıkılır belki de sen gidersin...
-o halde şimdi nokta koyalım aşk-ı hüzzam sayfamıza.
-Öyle ya yarınlarda daha da çok ağlamayalım.
-aslında her dediğim yalan, kaçırsam da bakışlarımı, bakışlarından, bırak tutma ellerimi, ellerim sana haram desem de bir yanım sen. sensiz olmadım/olamam. neyse boş ver beni. yazarlık yönüme imgeler katıyorum yine...d/ÜŞÜyorum.


...............d/ÜŞÜyorum sevgİlİ..............


senin o yosun rengi gözlerinde ki isyanla yıkılırdı bedenim
o sihirli parmakların saçlarımın tellerinde gezinirken
işıkları yitik bu koca kentin leylinde fener alayı olurdum
avuçlarım aşk-ı/amber dolardı.İçerdim tas-ı şarap misali
ve sen en yakınım ve sen fersah kadar uzağım olurdun
uzansam canıma katabilirdim tek dokunuşu ile ellerimin
koşsam bir ömür yetişemeyecek kadar uzak ulaşılmazım.
.




Nebi KiliÇkaya Tarih: 16.01.2010 / 23:20 / 128

Varyemez dede...
yokuş yukarı sürdüğü el arabasını nihayet düzlüğe çıkaran adam,durdu biraz.
soluklandı.arabada bir iki poşet kalmıştı...akşam olmadan bunlarıda dağıtmam lazım dedi içinden ve sürmeye başladı el arabasını.sanki önceden biliyordu poşetleri bıraktığı evleri.
fakir bir semt olduğu her halinden belii olan evlerin birine daha poşeti bıraktı. şu sonuncu
poşeti de az ilerdeki virane bir evin bahçesine bırakmak için yanaştı.çamaşır asan kadına
seslendi
-serap hanım...serap hanım..! alırmısın kızım şu poşeti.karşısındakinin cevabını beklemeden uzaklaştı oradan..az ilerde pencereye çıkmış iki kadın karşılıklı konuşuyordu.
-komşum hoş geldin.nerden geldiniz.?
-sağol komşum.hoş bulduk.köyden geldik.eşim iş buldu burda.mecburen taşındık.
-hayırlı olsun..o ara ihtiyarı gördü kadın.
-bak bu varyemez dede.bir toptancıda çalışıyormuş.yaşı yetmiş oldu hala malda gözü.
kimseye bir kuruş yedirmez.kimseye bir iyiliği dokunmaz.namaz bilmez niyaz bilmez.
patronunun verdiği hayır mallarını mahalleye dağıtır.sanki kendi yardım yapar gibi böbürlenir utanmaz.eşi öleli yirmi yıl oldu hala çalışıyor.
-adam mezara mı gömeceksin parayı...huuu..! yaşından başından utan.hak divanına dur biraz.bir ayağın çukurda...!
varyemez dede durdu başını kaldırdı,
-kadın gelirsem oraya pencereden atarım seni....gir içeri..!
-aaa üstüme iyilik sağlık.bunak herif.aksi şey.utanmada yok sende.bir kadına el kaldırmaya utanmıyor da....tüü sakalına saçına senin.
dede kadının evine doğru gider gibi hareketlendi.kadın korkup içeri kaçtı.pencereyi
kapadı.perdeyi çekti. dede kıs kıs güldü.yoluna devam etti.
dedenin adı mehmet di.kadının dediği gibi bilirdi herkes onu.patronunun yardım erzaklarını dağıtır her ay.kimseye bir iyiliği dokunmazdı.camide cemaatde gören olmamıştı.aksi ve sessiz biriydi.onunla konuşmak fermana mahsustu.her yaptığı iyiliği ya da yardımı patronu vasıtasıyla yapıyordu.şahsi bir iyiliği yoktu.her iyiliğini patronu istediği için yapıyordu...
eski püskü bahçeli evine girdi.baya da büyüktü bahçesi.birçok müteahhit müşteri olmuş,ama hiçbirinede vermemişti.çok değerli bir yerdeydi evi.ama o nedense kimseye vermez.çalışırdı bu yaşında...
sabah yine işyerine gitmek için çıktı evinden.yolda mahalle muhtarı önünü kesti.
-mehmet amca selamın aleyküm.
-aleyküm selam ali.
nasılsın iyimisin.?
-elhamdülillah iyiyim şükür.sen nasılsın evladım.
-iyiyim mehmet amca..da..! senden bir ricamız var mahalleşi olarak.
-nedir evladım.?
-akşam müsaitsen mahalleli toplanıp sana misafir geleceğiz.kabul edersen tabi.?
-misafir ağırlama huyum yoktur ya gelin bakalım hadi.
-sağolasın mehmet dede.
karşılıklı selamlaşarak ayrıldılar birbirinden.
akşam mahalleli gerçektende büyük bir kalabalıkla varyemez dedenin evine geldiler.
bir iki sohbetden sonra konuya geldi muhtar.
-mehmet dede, toplanmamızın sebebi...hayırlı bir iş için.
-ne o muhtar beni evlendirecekmisiniz yoksa..?!
hepsi birden gülüştü...bu neşe li ortamı fırsat bilen muhtar konuya girdi hemen.
-mahalleli olarak bir karara vardık mehmet dede.biliyorsun bir cami lazım buraya.
en yakın cami 2 km uzakta.bu da baya zor oluyor mahalleliye.yaşlılarımız gidemiyor.
arsa aradık bulamadık bu yakınlarda...seninki hariç(derken ürkek bir sesle dudak arasından söyledi).-ne arsası ne camisi.benim camiye verecek bir metre yerim yok.
işiniz bittiyse hadi güle güle dedi...bir sessizlik oldu.başka birşey diyemediler. muhtar-
değeri neyse vereceğiz mehnet amca..daha sözünü bitirmeden lafa girdi varyemez dede,-
-yok diyorum size...ben kimseye arsa veremem.iki katı da verseniz vermem.hadi güle güle sizlere...misafirler hiç şaşırmamıştı.bekliyolardı böyle bir cevap.dargın bir vaziyetde ayrıldılar evden....
varyemez dede birkaç gündür elinde kazma kürekle gidip gelir oldu.üzeri toz toprak içinde geliyordu birkaç akşamdır...yine o meraklı kadın çıktı balkona..
-hayrola varyemez...ne bu kazma kürek..paranımı saklıyorsun.tuuuu, yazıklar olsun sana.
seni ancak kabir temizler.git de mezarını kaz.çünki kimse taşımayacak cenazeni..gözünü
toprak doyursun.bunak herif..!
dede birden durdu.başını kaldırmadı...kadın yine azar işiteceğini düşünüp pencereden
içeri kaştı.örtdü perdeyi...
varyemez dedenin gözleri doldu.sendeledi bir an.titredi.gözlerini kapadı.bir allah çekti içinden.kimse duymasa da...yoluna devam etti...
bir hafta sonra onu tapu da, noterde ,avkat la gezer göründü.yine bir cinlik peşindedir dediler.kimbilir nereyi yuttu yine bunak ihtiyar dedi mahallenin bilmiş kadınları...
varyemez dede şehrin uzak bir yerinde kimsenin tanımadığı bir semtde bir cami önünde
bir yası namazı vakti bekledi.cemaat dağılırken birini kestirdi gözüne...
-evladım bakarmısın.
-buyur dede.
-allah kabul etsin yavrum.
-sağolasın dede, cümlemizinkini...
-senden bir istirhamım olacak çocuğum.bunu yaparsan sana çok para veririm.
-hayırdır dede.ne işi bu.
-gel benle.dedi ve bir taksiye binip şehir dışında ıssız bir yerde durdular.adam korktu.
-dede nere burası.kuşlar uçmaz kervan geçnez.cinler periler cirit atıyor.niye getirdin beni buraya..?
-gel evladım.korkma.az yürüyelim.taksiciye yöneldi.beklemesini işaret etti.
bir toprak yığınının önünde durdu.
-burasını gördünmü yavrum.
-evet.nedir burası.baktı sağına soluna.dede burası ne?hazine mi buldun yoksa..?
-öyle denilebilir .senden ricam burasını yarın gece yine yatsı namazından sonra
gelip bu toprağın üzerini örtmendir.hiçbiryere bakma.kurcalama.ben yoruldum.
yaşlıyım malum.kuvvetim kalmadı.örtecek dermanım yok bu toprağı artık
-ne var içinde dede..!?
-korkma yahu...aramızda kalsın sevdiğim bir hayvanmım vardı.o öldü.onu koyacağım içine.
tahtayla duvar yapacağım.insanlarınki gibi.çok seviyordum keratayı.benim yarın acil işim çıktı.buraya gelemeyeceğim.şehir dışına gitmem gerekiyor.sen yarın gece gel burayı toprakla ört sadece.al sana hakkın olan para.dedi ve bir deste parayı uzattı yanındaki adama.adamın gözleri açıldı.bu hayli çok paraydı...
-tama dedem.bak şimdi oldu.sen merak etme.yarın gece yatsı namazı sonrası gilir
kapatırım burayı...dedi.
-bak kapatmazsan ertesi gün gelir yakana yapışırım senin.elimden kurtulamazsın evlat..!
baya set konuşunca dede adam korktu..
-valla yaparım dede.sen merak etme.
-sözünde durma bak ben sana ne yapacağım evlat...!
-söz dedimya dedem..
tekrar taksiye binip evlerine döndüler...
.........................................
dede ertesi gün akşam namazına ilk kez camiye gitti.namazda görenler şaşırdı.
korkularından birşeyde diyemediler.aksi adam.bir söz söylemeden bin söz le cevap verir diye ses çıkarmadılar.
cami çıkışı cemaate allah kabul etsin dedi ve hakkınızı helal edin komşular.ben şehir dışına gidiyorum.ne zaman geleceğim belli değil.dedi.
cemaat kırgındı.arsayı vermediği için.ama yinede helal olsun dediler.nezaketen...
varyemez dede eve gitti.traşını oldu.gusül abdesti aldı.sanki düğüne bayrama gidiyor gibi süslendi . hacıların ihram elbisesi gibi bir beyaz elbisie giydi...dışarı çıktı.eve,mahalleye baktı mahsun bir sükunetle...evine baktı..içini çekti.kapıyı kilitlemeden yola koyuldu...
bir mahalle giti ki yine o kadını la karşılatı yolda...kadın korktu.dede birşey diyecek diye.
olduğu yere kaldı....
-hayırlı akşamlar komşum...kusura bakma seni üzdüm bilerek bilmeyerek.hakkını helal et.
-helal olsun dede...? nere gidiyorsun...kadın dedenin duruşundan baya ürperdi.sanki başka bir hale bürünmüştü dede...
-hani birkaç gündür kazdığım yer vardıya komşu;
kadının gözleri açıldı.
-evet,
-işte ordan altın çıktı...başka şehre gidiyorum.çok güzel bir konak aldım.saray mübarek.
birde havuzu varki sorma...kevser havuzu mübarek...hurilermi dersin...her çeşit envayi var orda...gülümseyerek söylüyordu bu sözlerini...bak elimde tapusu var..diye bir kağıt gösterdi kadına...
-bunak...yaşından utan.sakalın saçın ağardı..göbeğine inmiş sakalından utan be bunak..
dedi kadın.uzaklaştı oradan...
dede başını sağa sola salladı..o da uzaklaştı oradan..
önceki akşam geldiği yere vardı...toprağın kenarında namaza durdu...bir hayli namaz
kıldı.sonra ellerini açtı...dudakları yavaş yavaş kıpırdıyor,.gözünden inciler dizilip avuçlarını dolduruyordu.avuçlarına dolan yaşalr sanki onu rahmet deryası sonsuz olan yaradanına yüzdürüp ulaştırıyordu...ne kadar sürdü allah bilir...
...................
para verdiği adam sözünü tuttu.dediği saatde geldi oraya.karanlıktı.birşey göremiyordu.korku...ürperdi.küreği buldu.alelacale soprağı çukura doldurdu...
küreği attı bir yere.
-tamam dede sözümü tuttum işte...edi ve aşağıda bekleyen taksiciye doğru koştu...
ayağına birşeyler sürtüyordu.ama durup bakmadı korkusundan. taksiye bindi.ayağına yapışmış bir kağıt gördü.aldı.bu bir mektuba benziyordu.araba giderken ister istemez okuyayım bari dedi içinden.zaman geçer hiç olmazsa...
-rabbim...beni afffet.eğer bu yaptığım da hatalıysam.ben sadece peygamberimizin hadisi şerifi ni yerine getirmek içöin böyle davrandım.nain demiş ya o yüce kulun:
sağ elinle verdiğini sol elin görmesin diye...bunu yerine getirmek için tüm gayretim allahım.sen diyorsun ya hani;dünyadakiler şöyle desinler,böyle desinler.metheylesinler
diye iyilik yapan,yardım eden,parasını malını harcayanın sevabını ancak dünyadakilerden alır.ahrete sadece yükü kalır diyorsun ya rabbim...ben bundan korktuğum için iyiliğimi hayrımı gizli yaptım.riya karışmasın istedim.halis bir iyilik sevap kazanmak için mücadele ettim allahım.sen hayırlarımı kabul eyle...dünyadakiler beni kötü bilsin.ama sen biliyorsun nasıl olduğumu...bu yanımdaki kağıtta arsayı vediğimin belgesi rabbim.sana sadece bedenimle geliyorum.ister narınla yak beni...ister nurunla nurlandır...sana tam teslim oluyorum allahım...rahmetinle muamele eyle bana..amelimle değil...ve sana sonsuz şükürler olsun ki,bedenimi bile taşıtıp,kul hakkından korudun beni.şükür rabbim.şükür sana....
mektubu okuyan adam bir ürperdi..dur,dedi taksiciye..bir toprak attığı yere baktı bir mektuba...
-yok...olmaz....olamaz...süphanallah..süphanallah...
derinden bir allah narası attı ki...şöför arabadan çıktı birkaç adım ileri kaçtı.sonra geri geldi...titrek bir sesle,
-noluyor abi..?!ödümü kopardın.aklını mı yitirdin ne..burası aklını aldı galiba...!?
içerdeki adam duymadı bile onu..içinden
-yok canım..adam diri diri girmediya içeri...çabuk uzaklaşalım burdan kaptan...
..............
mehmet dede kağıdı cebinden düşürmüştü.ya da allah öyle diledi...
aslında dedenin patronum gönderdi dediği tüm erzaklar kendinin di.kendi kazancıyla alıp
fakir fukaraya yardım ediyordu.ama şu gönderdi bu gönderdi diye kendini gizliyordu.
her iyiliğine bir adres bir isim takıyordu.insanlara kötü görünüyordu mahsustan.ibadetlerime riya karışmasın.allah ecrimi versin diye...namazlarını hep
evde kıldı.camiye gitmedi.sırf bu yüzden...evini arsasını cami yapılması için müftülüğe
bağışladı.ama yüklü bir paraya sattı diyeceksiniz diye şart koştu.
allahdan son bir dilek diledi.allah da kabul etti.kabrini kendi kazdı.içine girdi...
uyudu ebediyyen...
allah da bana böyle ölüm nasip eylesin...böyle ibadet yapmayı nasip etsin...
amin.....
ister istemez uzun oldu dostlar kusura bakmayın..bölemedim bu yazıyı...okuyandan da okumayandan da allah razı olsun...
cemi cümlemizden...
aciz bir kul...nebi kiliÇkaya
08/10/2009...pazar..sivas...03:00




Osman Koç Tarih: 02.01.2010 / 19:13 / 127

E:m.erdoğan

gidecegini bile bile sevdim seni:

gideceğini bile bile sevdim seni, önce bana verdiğin bir fotoğrafı sevdim.
siyah-beyaz, oysa renklerini gördüm tek tek, kırmızıyı , maviyi , yeşili, pembeyi ve gökyüzünü kıskandıracak beyazı gördüm
sonra bakışlarını sevdim. yüreğime işleyen bakışlarını, beni sana mahkum eden gözlerinin esiri oldum.
her baktığımda biraz daha senin oldum, suyum ve aşım sen oldun….
sonra bana dokunmanı sevdim… yandım her dokunduğunda biraz daha teninde yandım….
sonra gülüşünü içimi ısıtan gülüşünü, sonra rüzgarla savrulan mis kokulu saçlarını sevdim….
bir an geldi artık hayat sen oldun, aynaya baktığımda bir serseri gördüm hep seni seven bir serseri
sonra yaşadığın şehri sevdim bu sevdiğim şehirden gidecek kadar…..
ve anladım ki ben sadece sevdim…hissettim ilk kez canımın yandığını, İlk kez aciz olduğumu.
ben seven, sen sevilen işte karşında bir çocuktan ne farkım vardı ki…
gideceğini bile bile sevdim seni..
bir ömür hasretinle yaşasam da, bir anın, seninle geçecek bir anın mutluluğu için yinede sevdim seni…
ve gittin sevgime inanmadığını söyledin…gideceğini başından beri bile bile sevdim seni…
kalbime düşen bu ilk ateşle yaktın beni, ben yanmayı seçtim sen ise yakmayı
ben sevmeyi sen sevilmeyi seçtin…
pes ettim dedin, ben ise en büyük savaşları göze aldım bir kez bana güvenmen için
ben sevdim sen ise bana güvenmedim ve sen gittin
sevgim aciz, ben çaresiz. oysa sana söyleyecek kelimelerim, sana gösterecek hayallerim vardı sana dair….
gözlerin önce gözlerimden kaçtı, sonra sesin soğudu, ellerin buz kesti....
oysa gitme kal demek,dur yapma demek isterdim.
ama bir kez bir kez olsun sana duyduğum sana beslediğim sevgime inanmadın mı ?
Şimdimi ? senden kalan tek şey verdiğin fotoğraf ve ona her bakışımda söylediğim söz, ikimizin sözüydü, hep şu oldu;
hayat bizleri nereye götürürse götürsün, sonumuz ne olacaksa olsun, her zaman seni seveceğime söz veriyorum gülüm....


Elif Menge Erdoğan Tarih: 01.01.2010 / 14:53 / 126

canım kocam
bugün 2010 yılının ilk günü 1 ocak.buyıl sen ben ve kızımızla mutlu huzur dolu bir yıl diliyorum.ben anladımki sen gerçek seven kalbini bana adayan benim her daim hastalımdada sağlığımdada yanımda olansın.ikimizde birbirimize karşı hatalar yaptık elbette.ama biz şimdi daha güçlüyüz ders aldık hatalarımızdan.bu yıl enin ve kızımın yanında olması ile hastalığımdan kalan son izlerde geçecek inşallah.meğer sevgi emek istiyormuş,meğer sevgi sevgili için imkansızları başarmakmış,meğer sevgi sabretmekmiş,meğer sevgi herşeye rağmen umut etmekmiş,meğer sevgi senmişsin.
sen hayatımın vazgeçilmezi sen hayatımın sonusun.
geçenlerde kavga etmiştik sinirle buraya birşeyler karalamıştım.ben gitmedim buradayım seninleyim.senin yanında senin kalbinde senin teninde senin nefesindeyim.senden gitmekmi aslaaaaaaaaaaaa.
sen beni baştan yaratan elimi bırakmayan hastalığımda başımda bekleyen masallar anlatan sabret diyen umut veren sen benim gücümsün.sen benim arkamdaki koca bir dağsın sen bnim yaslandığım çınar göğsünde huzur bulduğumsun.sen benim erkeğim kocam canım sen benim dünüm bugünüm yarınımsın.
iyiki seninim kadınınım.seni ve kızımı çok seviyorum.bu yıl gelecek yıl ve ondan sonraki yıllar bizi bekliyor bizi derken ben birde bir erkek evlat istiyorum..............................................

sensiz ben nefes alamam
buralada hiç duramam
tek başıma yalnız kalamam
senin kokunu özlerim
hep yollarını gözlerim
götür beni gittiğin yere

2010 dan sağlık,huzur ve kızımla kocamla mutlu olmayı diliyorum.akşamı sabırsızlıkla bekliyoruz kızım ve ben sana çok güzel yemekler yaptık.sepzeli salçalı makarna ve gülen kek.çabuk gel yoksa biz yiyeceğiz.hadiiiiiiii çabuk gellll.özledik babası.

"kadının"


Osman Koç Tarih: 02.12.2009 / 23:02 / 125

e.m.erdoĞan
kara çalınmış günlerin ertesinde ellerinde güneşlerle gelen yar!
huzuru içirdiğin yüreğim şimdi hüznü içiyor ellerinden bilesin!
yüreğine kanatlanan yüreğin kanadı kırıldı kanıyor, göğe uçurduğum umutlarım vuruldu bir bir....
hüzün ki yokluğuna katık ettiğim, yine dolandı eteğime peşimi bırakmıyor, adının her harfini gözyaşıma çizdim ve titrek bir yürekle yokluğuna ektim
sen avazın çıktığı kadar susarken ben taze çığlıklar yeşerttim sana!
gerçek olan sevgidir...nefes nefes acıyı yonttum adınla
yokluğuna bulamadım ellerimi. yüzüme bölük pörçük diktiğim yamalı gülüşlerdeyim şimdi
ah yar! ah, yoluna can diye diye benden geçtiğim, ah suskuların şahı
bir çözebilsem boynuma doladığın sessizliğin düğümünü,
bir yudum harf düşse hisseme alfabenden,
yalın ayak çıktığım yokuşlarında düşmeden bir yürüyebilsem,
öyle bir acı ki bu! nasıl anlatılır bilmem.
kırsan kırılmaz büksen bükülmez,
ateşler yakmaz, sular söndürmez! söylesene yar!
hasretini adımlasam kaç adımda biter ? özlemin kaç nefestir saysam?
bilemessin ki, akla sığdıramazsın bu denklemi.
nasıl anlatayım ki daha hal-i pür-melâlimi,sen yine sükutu giyin yar!
dilersen hiç konuşma, ben kelamlarımı çürüttüm yolunda,
çarpsada bir tokat gibi yüzüme, her harfi sen diye yoluna heceledim
ve bilesin üstüne aşkı giydirdiğim, söz verdim ben bu yüreğe hemde ölümüne.
hiçbir harfi sensiz bir cümleye kurban etmedim etmemde gülüm......
Şimdi sen sadece sevdim ve gittim, gittim diyorsun öylemi ? söylesene bu kadar kolaymı bir yüreği yakıp yıkmak
ardında bıraktığın bu yüreği ve bedeni yaşayan bir ölüye çevirmek ?


Adanir Halil Tarih: 27.11.2009 / 00:50 / 124



.....adim sonbahar.....

guzel bir sonbahar ogleden sonra. yasli bir agaca sirtimi yasladim yere dusen sari yapraklar arasinda geçenler,le gelecegin ortasina atmistim kendimi suzule susule yere dusen her yapraga baktigim,da hayatin izlerini yasiyordum adeta..ilk bahar,da dogmustu omru sadece bir kaç aydi zaman sonbahardi yine sararip solmus bir hayat daha topraga dusuyor..ben hangi agaçta yapraktim diye geldi aklima.kaç ilk kaç sonbahar gormustum saatteki hizi yuzleri bulan firtinalara gogus gerip dayanmistim.oysa benim hayatima ne kadarda benziyordu.. sonbahar,da dokulen yapraklar. sararmis acilar,la yogrulmus hayatimin son bahari....
birden urperdim soguktu usudum titredim kafamdaki eskiye dair ne varsa silmeye karar verdim.
yarinlari goruyor derin bir nefes aliyordum. hayattan hala tad aldigimi sanarak yada kendimi avutarak yasamaya çalisiyordum..butun bunlari dusunmekten yorgun ve bitkin dusmustum. oturdum bir agacin altina ufukta yeni dogacak umutlarima dalmis gitmisim..
yuzume hizla çarpan bir sonbahar yapragi ile uyandim hayat buydu belkide.yapragi koparmisti ruzgar dalindan son vermisti onun hayatina surukluyordu topraga dogru. egilip aldim yapragi bakarken gozumden bir koca damla yas dustu yapragin ustune birden agirlastigini fark ettim biten bir hayata taniklik ettim.kaderim geldi aklima dugum dugum oldu bogazima..
bir sonbahar aksami.....

halil adanir....


Sayfalar
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 »»

Yazı Platformuna Yaz